İçimizdeki Zayiatlar Defteri
Sayısız taş oturdu şurama, zayi edildi tüm çırpınışlarım... Kıymet görmeyen telaşlar ve telef edilen hayaller üzerine en ağır, en derin sitem dolu makale.
İçimizdeki Zayiatlar Defteri: Kıymet Görmeyen Telaşların Ardından
"Sayısız taş oturdu şurama,
Zayi edildi tüm çırpınışlarım..
Kıymet görmeyen telaşlarım...
Ve bir sürü hayali telef ettiler içimde..."
İnsan, ömrünün en güzel yıllarını birilerine kendini anlatmaya, yanlış anlaşılmaları düzeltmeye veya sadece "değer verilmeye" çalışarak harcar. Oysa bazı kalpler, fedakarlığın dilini bilmez; bazı zihinler ise sadece kendi yankılarına hayrandır. İşte tam da bu yüzden, yukarıdaki dizeler sıradan bir sitemin çok ötesindedir; adeta bir tükenmişliğin, sessiz bir isyanın ve incinmiş bir ruhun manifestosudur.
Göğüs Kafesine Dizilen O Ağır Taşlar
Hayatta en zor şey, insanın kendi içine akıttığı gözyaşlarını dışarıya belli edememesidir. Birileri sizi anlamak yerine yargılamayı seçtiğinde, kelimeler boğazınızda düğümlenir. İşte o düğümler zamanla büyür, katılaşır ve oraya yerleşir.
- Suskunluğun Bedeli: İçerdeki fırtınaları dışarıya "huzur" gibi satmak zorunda kalmak, insanın omuzlarına binen en büyük yüktür.
- Yutkunulamayanlar: Söylenemeyen her hakikat, boğazda biriken birer taşa dönüşür. Ne yutkunabilirsiniz ne de kusabilirsiniz; öylece kalırsınız.
Zayi Edilen Çırpınışlar ve Kıymet Görmeyen Telaşlar
Bir insan neden çırpınır? Batmamak için, kaybetmemek için, karşısındakini korumak için... Ama en acısı nedir bilir misiniz? Sizin can havliyle attığınız her adımın, karşı taraf için sadece "göz ardı edilebilir bir detay"dan ibaret olduğunu fark etmek.
Boşuna Verilen Savaşlar: Değmeyen insanlar için harcanan her nefes, gelecekteki huzurunuzdan çalınmış birer parçadır. Tek taraflı sadakat ise, insanı hayattan soğutan en keskin bıçaktır.
Telef Edilen Hayaller ve Enkaz Altındaki Yarınlar
İçimizdeki çocuk, inatla güzel günlere inanmak ister. Fakat bazı insanlar, ellerindeki en güçlü silahla, yani umursamazlıkla gelirler ve o narin hayalleri birer birer katlederler.
"Bir kalbi kırmak, tuğla duvarı yıkmaktan farksızdır ama o enkazın altında kalan hep kurucusu olur."
İçeride telef edilen hayallerin hesabı kimseden sorulamaz belki. Çünkü onlar, mahkemesi olmayan mahzenlerde, sessizce yok olurlar.