Ömür Dediğimiz: Bunca Yükü Nasıl Taşırız

Ömür dediğimiz sadece bir zaman dilimi değil, koca bir yük. Hayatın ağırlığı, sevinçler, kederler ve insan olmanın zorluğu üzerine felsefi bir pazar yazısı.

Ömür Dediğimiz: Bunca Yükü Nasıl Taşırız
Ömür Dediğimiz: Bunca Yükü Nasıl Taşırız? | Ağır Sözler

Ömür Dediğimiz: Bunca Yükü Nasıl Taşırız?

Günaydın ve mutlu pazarlar. Haftanın en sakin, en düşündürücü gününde, biraz nefes alalım ve "ömür" dediğimiz o karmaşık yolculuğa bir göz atalım istedim.

Ömür Sadece Bir Zaman Dilimi midir?

Çoğu zaman ömrü bir saat, bir takvim yaprağı veya yaşanacak yılların toplamı sanırız. Oysa ömür dediğimiz sadece belirli bir zaman parçası değil ki... İçinde her şey var; sevinç, keder, aşk, nefret, saadet…

Hayat, siyah ve beyazın ötesinde, tüm renklerin birbirine karıştığı devasa bir palet gibi. Bir gün kahramanlık edip dünyaları kurtarırken, başka bir gün korkularımızın esiri olabiliyoruz. Açlık ile tokluğun, varlık ile yokluğun, hayat ile ölümün aynı çizgide yürüdüğü tuhaf bir denge.

İnsan Nasıl Taşır Bunca Yükü?

Ve elbette, herkesin kendi nasibine düşen, taşıyacağı kadar yükü var. Bazen insanın omuzlarına binen bu yük, dünyanın yükünden daha ağır gelir. Bir an durup kendi kendimize şaşırıyoruz:

"Şaşılacak şey, insan nasıl taşır bunca yükü?"

Belki de sır, bu yükün içinde saklı olan sevgidedir. Belki de bizi ayakta tutan şey, o ağırlığı paylaşabilme umududur. Bugün pazar, bugün biraz kendi iç sesinizi dinleme vakti. Omuzlarınızdaki yükleri bir kenara bırakıp, nefes almayı ihmal etmeyin.

Unutmayın; yükünüz ne kadar ağır olursa olsun, o yolu yürüyecek gücü yine kendi içinizde bulacaksınız.

Herkese huzurlu, anlamlı ve yükü hafif bir pazar günü dilerim.