Ömür dediğimiz sadece
Ömür dediğimiz sadece belirli bir zaman parçası değil ki..İçinde her şey var; sevinç, keder, aşk, nefret, saadet… Kahramanlık, korkaklık, açlık, tokluk ve ölüm…Ve elbette taşıyacağı kadar yük, Şaşılacak şey İnsan nasıl taşır bunca yükü.Günaydın mutlu pazarlar
Ömür dediğimiz şey, aslında sadece takvim yapraklarından düşen günlerin toplamı değildir. Bir insanın dünyaya geldiği andan, gözlerini hayata kapattığı ana kadar geçen sıradan bir zaman dilimi hiç değildir. Ömür; içinde sayısız hikâye, binlerce duygu, milyonlarca düşünce ve tarif edilmesi güç nice yükler taşıyan uzun bir yolculuktur.
Bu yolculuğun içinde her şey vardır. Sevinç vardır; insanın içini bahar gibi açan, en karanlık günlere bile ışık düşüren o güzel anlar vardır. Keder vardır; kalbin en derin yerlerine sessizce yerleşen, bazen yıllar geçse de izi silinmeyen acılar vardır. Aşk vardır; insanı yeniden doğmuş gibi hissettiren, bazen de en büyük yaraları açan o güçlü duygu vardır. Nefret vardır; insanın içini yavaş yavaş tüketen, ruhunu ağırlaştıran duygular vardır. Saadet vardır; kısa sürse bile ömrün en kıymetli anlarını oluşturan, insana yaşadığını hissettiren huzur dolu zamanlar vardır.
Ömrün içinde kahramanlık da vardır. İnsan bazen kimsenin görmediği savaşların kahramanı olur. Sessizce mücadele eder, yıkılır, yeniden ayağa kalkar ve devam eder. Korkaklık da vardır; çünkü her insanın korkuları, kaçmak istediği anları ve yüzleşmekten çekindiği gerçekleri vardır. Açlık vardır; sadece ekmeğe değil, sevgiye, anlayışa, merhamete ve huzura duyulan açlık da vardır. Tokluk vardır; bazen bir lokma ekmekle, bazen sevdiğin bir insanın varlığıyla hissedilen doyum vardır. Ve bütün bu yolculuğun sonunda, herkesin er ya da geç karşılaşacağı kaçınılmaz gerçek olan ölüm vardır.
Belki de en şaşırtıcı olan, insanın bütün bunları aynı ömre sığdırabilmesidir. Bir insan, nasıl olur da aynı kalpte hem sevgiyi hem kırgınlığı, hem umudu hem umutsuzluğu, hem mutluluğu hem hüznü taşıyabilir? Nasıl olur da bunca yükün altında ezilmeden yürümeye devam edebilir?
Ama insan, sandığından çok daha güçlü bir varlıktır. Her yeni gün, sırtına yeni yükler eklenir. Kimi zaman ailesinin yükünü taşır, kimi zaman hayallerinin, kimi zaman da kimseye anlatamadığı acılarının yükünü. Yorulur, düşer, kırılır, bazen vazgeçmek ister. Ama sonra içinde bir yerlerde yeniden ayağa kalkacak gücü bulur. Belki de insan olmanın en büyük sırrı tam olarak budur; taşıyamayacağını düşündüğü yükleri bile zamanla taşımayı öğrenebilmesi.
Ömür, sadece yaş almak değildir. Ömür; sevmektir, özlemektir, mücadele etmektir, kaybetmektir, yeniden başlamaktır. Bazen ağlayarak, bazen gülerek, bazen de sessizce sabrederek yoluna devam etmektir. Her geçen gün biraz daha eksilmek ama aynı zamanda biraz daha olgunlaşmaktır.
Bu yüzden hiçbir hayat küçümsenecek kadar basit değildir. Her insanın içinde görünmeyen savaşlar, anlatılmamış hikâyeler ve sessizce taşınan yükler vardır. Belki de bu yüzden birbirimize karşı daha merhametli, daha anlayışlı ve daha sabırlı olmalıyız. Çünkü kimsenin hangi yükü ne kadar zor taşıdığını tam olarak bilemeyiz.
Ömür dediğimiz şey; sevinciyle, hüznüyle, aşkıyla, özlemiyle, korkusuyla, cesaretiyle, kayıplarıyla ve umutlarıyla tamamlanan büyük bir yolculuktur. Ve belki de asıl mesele, bu yolculuğun ne kadar uzun sürdüğü değil; bize verilen yükleri ne kadar insan kalarak taşıyabildiğimizdir.
Günaydın... Mutlu, huzurlu ve gönlünüze ferahlık getiren bir pazar günü geçirmeniz dileğiyle.