Ben Yanmayı Göze Aldım

Bazı sevdalar vardır; anlatılmaz, yaşanır derler ama aslında yaşanırken insanı kelimelere boğan türdendir. Çünkü insanın içi yanarken susması mümkün değildir. İşte bu söz, “Ben yanmayı göze aldım, yeter ki sen üşüme,” tam da böyle bir sevdanın cümlesidir. İçinde fedakârlık vardır, sessiz bir çığlık vardır, karşılık beklemeyen bir adanmışlık vardır.

Ben Yanmayı Göze Aldım
Ben Yanmayı Göze Aldım

Yanmak…

Sadece ateşle değil; özlemekle, beklemekle, susmakla, anlamakla yanmaktır. İçinde tutulan cümlelerin, söylenemeyen duyguların, yutkunarak bastırılan gözyaşlarının yakıcılığıdır bu. İnsan bazen karşısındakine bir şey belli etmemek için kendi içini kül eder. Çünkü bilir: Sevdiğinin üşümesi, onun yanmasından daha ağırdır.

Üşümek ise sadece soğukla ilgili değildir. Üşümek; ilgisizliktir, yalnızlıktır, anlaşılamamaktır. Bir insan kalabalıklar içinde bile üşüyebilir. Yanında biri varken bile içi buz kesebilir. İşte bu yüzden bu cümle, basit bir sevgi ifadesi değildir; bir hayat duruşudur. “Ben acıyı üstlenirim, sen huzurlu ol yeter” demektir.

Bu söz, güçlü görünen ama en çok yorulan insanların cümlesidir. Hep anlayan, hep idare eden, hep susanların… Kırıldığını belli etmeyen ama her seferinde biraz daha eksilenlerin… Sevdiği mutlu olsun diye kendi mutluluğunu erteleyenlerin fısıltısıdır bu.

Bazen insan, sevdiğini korumak için kendini ateşe atar. Çünkü sevgi, sadece yan yana olmak değil; gerektiğinde geri durmaktır. Sevdiğinin yükünü hafifletmek için kendi omuzlarını daha da ağırlaştırmaktır. Kimse bilmez bu yanışı. Alkışlanmaz, fark edilmez. Ama o yanış, gerçek sevginin en sessiz kanıtıdır.

“Ben yanmayı göze aldım,” demek;

“Beni anlamasan da olur,” demektir.

“Beni seçmesen de olur,” demektir.

“Yeter ki sen incinme,” demektir.

Bu, beklentisiz bir cümledir. İçinde pazarlık yoktur. Karşılığında bir söz, bir bakış, bir teşekkür bile istemez. Çünkü bu sevgi, almak için değil; vermek için vardır.

Ama ne acıdır ki, en çok yananlar en az fark edilenler olur. İnsanlar çoğu zaman kendilerini ısıtan ateşi görmez, sadece sıcaklığa alışır. Ateş sönünce üşüdüğünü fark eder. Oysa o ateş, sessizce yanarken de tükeniyordur.

Bu yüzden bu cümle aynı zamanda bir sitemdir. Yüksek sesle değil, derin bir iç çekişle söylenmiş bir sitem…

“Ben senin için her şeyi göze aldım, sen fark etmesen bile,” demenin en zarif hâlidir.

Belki de bu sözün güzelliği buradadır: Hem sevgi doludur hem hüzünlü. Hem güçlüdür hem kırılgan. İnsan okuduğunda kendini bulur; çünkü herkes hayatının bir döneminde birileri üşümesin diye yanmayı göze almıştır.

Ve en sonunda şunu anlarız:

Gerçek sevgi, üşümemek için ateşe yaklaşmak değil; başkası üşümesin diye ateş olmaktır.

Kül olacağını bile bile…

wWw.Sohbetlim.Net