Umurumda Olduğunuz Süreci Kaçırmamanızı Dilerim

“Umurumda olduğunuz süreci kaçırmamanızı dilerim” ifadesi, hala önemseyen bir kalbin son inceliğidir. Çünkü umursamak, sonsuz değildir; emek ister, karşılık ister, fark edilmek ister. Bu söz, değer bilmenin zamanla değil, varken mümkün olduğunu anlatır

Umurumda Olduğunuz Süreci Kaçırmamanızı Dilerim
Umurumda Olduğunuz Süreci Kaçırmamanızı Dilerim

Umurumda Olduğunuz Süreci Kaçırmamanızı Dilerim

İnsanlar çoğu zaman neyi kaybettiklerini, onu gerçekten kaybettikten sonra anlar. O ana kadar her şey sıradan görünür; bir selam, bir mesaj, bir bekleyiş, bir “nasılsın?”… Hepsi yerli yerinde duruyor sanılır. Oysa bazı şeyler, tam da fark edilmediği için sessizce tükenir. Bu yazı, tam olarak o sessiz tükenişin gölgesinde yazıldı. Bir sitemden çok, gecikmiş bir fark edişin kaydıdır.

“Umurumda olduğunuz süreci kaçırmamanızı dilerim” cümlesi, ilk bakışta zarif bir temenni gibi durur. Ama derinine inildiğinde, içinde kırgınlık barındıran, hatta biraz da vedaya göz kırpan bir cümledir. Çünkü bu söz, hala umursarken söylenir. Umur bitmişse, böyle bir cümleye de gerek kalmaz. İnsan ancak hala önemsediği kişiler için uyarır, hatırlatır, bekler.

Hayatta en çok gözden kaçan şeylerden biri, birinin sizi gerçekten önemsediği zamandır. Çünkü önemsenmek gürültülü bir şey değildir. Büyük jestlerle, yüksek seslerle gelmez çoğu zaman. Bazen bir suskunlukta, bazen bir bekleyişte, bazen de “rahatsız etmeyeyim” diye ertelenmiş bir cümlede gizlidir. Ama biz genellikle yüksek sesli ilgilere alışığızdır. Sessiz olanı görmezden geliriz.

Bir insanın sizi umursaması, her an yanınızda olması değildir. Asıl umursamak; siz yokken de sizi düşünmektir. Siz anlatmazken de anlamaya çalışmaktır. Ve en önemlisi, siz fark etmeseniz bile sizin için çaba göstermektir. Ne var ki bu çaba, fark edilmediğinde değerini yitirir. Çünkü her emek, karşılığını alkışta değilse bile, fark edilmekte arar.

Bu süreçte insanlar çoğu zaman “nasıl olsa hep orada” yanılgısına düşer. Birinin ilgisini, sabrını, iyi niyetini sınırsız sanırlar. Oysa hiçbir duygu sonsuz değildir. Umur da zamanla yorulur. Sürekli görmezden gelinen bir ilgi, bir gün sessizce geri çekilir. Kimse bunu büyük bir veda ile ilan etmez. Sadece artık eskisi gibi çabalamaz.

Asıl acı olan da budur: Umur bittiğinde, kavga da bitmiştir. Kırgınlıklar dile getirilmez, hesaplar sorulmaz. İnsan sadece geri çekilir. İşte o an, “keşke fark etseydim” cümlesi çoktan geç kalmıştır.

Bu makale bir suçlama değildir. Daha çok bir hatırlatmadır. Çünkü çoğu insan, karşısındakinin ne hissettiğini sormayı ihmal eder. “O güçlüdür”, “o anlar”, “o zaten hep böyle” gibi cümlelerle kendimizi rahatlatırız. Oysa kimse sürekli güçlü olmak zorunda değildir. Kimse hep anlayan taraf olmakla yükümlü değildir.

“Umurumda olduğunuz süreci kaçırmamanızı dilerim” demek, aslında şunu söylemektir:

“Şu an buradayım. Şu an önemsiyorum. Şu an hala çabalıyorum. Ama bu, sonsuza kadar sürmeyebilir.”

Bu bir tehdit değildir. Bu, duyguların doğasına dair sade bir gerçektir. İlgi beslenmezse azalır. Sevgi karşılık bulmazsa yorulur. Emek fark edilmezse küser.

İnsan ilişkilerinde en sık yapılan hatalardan biri de, değeri hep sona saklamaktır. Kaybedince kıymetli olur insanlar. Oysa gerçek değer, varken gösterilendir. Yanınızdayken fark edilen, hala konuşulabiliyorken anlaşılan, hala kalmak isterken tutulandır.

Bazen bir mesaj atmak, bazen bir teşekkür etmek, bazen de sadece dinlemek yeterlidir. Ama bunlar “nasıl olsa sonra yaparım” denilerek ertelenir. Sonra dediğimiz şey ise çoğu zaman gelmez. Çünkü insanlar beklemekten vazgeçtiğinde, geriye sadece sessizlik kalır.

Bu yazının göndermesi tam da buradadır: Umursanmak bir ayrıcalıktır. Ve her ayrıcalık gibi, korunması gerekir. İlgiye alışmak kolaydır ama ilgiyi sürdürmek emek ister. Karşınızdaki kişi sizin için çabalıyorsa, bunu sıradanlaştırmayın. Çünkü bir gün o çaba durduğunda, geri getirmek sandığınızdan çok daha zor olacaktır.

Belki de bu cümle, kendini anlatamayanların son cümlesidir. Çok şey söyleyip anlaşılmayanların, defalarca ima edip görülmeyenlerin, bağırmadan sevmeyi seçenlerin cümlesi… Yüksek sesle değil, derin bir iç çekişle söylenir.

Ve evet, herkesin bir eşiği vardır. Umurun da bir sınırı… O sınır aşıldığında, insanlar değişmez; sadece vazgeçer. Daha az yazar, daha az sorar, daha az bekler. Ama bu azalma, bir anda fark edilmez. Ta ki tamamen bitene kadar.

O yüzden bu yazı bir çağrıdır: Hayatınızda sizi gerçekten önemseyenleri fark edin. Onlar hala oradayken… Hala sorarken, hala düşünürken, hala sizin için bir şeyleri dert ederken…

Çünkü bir gün, kimse size “umurumda olduğunuz süreci kaçırmamanızı dilerim” demeyecek.

Ve işte o gün, gerçekten kaçırmış olacaksınız.