Dünyanın En Kolay, En Risksiz İşidir: Hariçten Gazel Okumak

Hariçten gazel okumak nedir? Dışarıdan konuşanlara dair ağır, anlamlı ve damar bir makale. Empati, sorumluluk ve hayatın gerçek yüzü üzerine derin bir yazı.

Dünyanın En Kolay, En Risksiz İşidir: Hariçten Gazel Okumak
Dünyanın En Kolay, En Risksiz İşidir: Hariçten Gazel Okumak

Dünyanın En Kolay, En Risksiz İşidir: Hariçten Gazel Okumak

Çünkü dışarıdan konuşan, ateşin harını hissetmez. Suyun derinliğini ölçmeden yüzme öğretir, savaşın ortasında olmadan taktik verir, kalbi kırılmadan aşkın tarifini yapar. En güvenli yerden, en yüksek sesle konuşur. Ve çoğu zaman en büyük yarayı da o açar.

Hariçten gazel okuyan insan, hayatın tribünündedir. Saha çamur içindeyken o ayakkabısını kirletmez. Koşanların nefesini, düşenlerin dizindeki kanı, susanların içindeki fırtınayı bilmez. Ama bilir gibi konuşur. Çünkü konuşmak ucuzdur. Yaşamak pahalı.

Bir yangının ortasında kalan bilir dumanın göz yakmasını. Dışarıdan bakan ise “Abartıyorsun, o kadar da zor değil,” der. Bir annenin sabaha kadar uyumadığını bilmeyen, anneliği iki cümleyle özetler. Bir işçinin akşam eve yorgun dönmesini yaşamayan, “Çalışmak ibadettir,” diyerek nutuk atar. Bir kalp kırıldığında, “Boş ver,” demek en kolay cümledir. Çünkü o kalp senin göğsünde atmaz.

Hariçten gazel okumak, sorumluluk almadan hüküm vermektir. Elini taşın altına koymadan akıl dağıtmaktır. Ve en acısı, bunu çoğu zaman iyilik kisvesi altında yapmaktır.

İnsan yaşamadığı acının uzmanı kesilir. Çünkü dışarıdan her şey nettir. Dışarıdan bakınca ilişkiler basit, hayat planlı, insanlar sabırlı görünür. Ama işin içine girince anlar insan; her kalbin taşıdığı bir yük vardır. Her suskunluğun altında bir çığlık saklıdır.

Kolaydır dışarıdan konuşmak. Çünkü bedel ödemezsin. Sözün yanlış çıkarsa, geri çekilirsin. Ama yaşayanın geri çekilme lüksü yoktur. O, sözlerinle baş başa kalır. Sen unutursun, o taşır.

En ağır yargılar, en hafif zihinlerden çıkar çoğu zaman. Çünkü derinlik, susmayı öğretir. Gerçekten yaşayan, gerçekten yanan insan bilir ki herkesin hikâyesi yarımdır dışarıdan bakana. O yüzden susar. O yüzden hüküm vermez.

Hariçten gazel okuyanlar, çoğu zaman kendi korkularını saklar. Risk almazlar. Sorumluluk üstlenmezler. Eleştirmek güvenlidir. Eleştirirken yük taşımazsın. Ama yapmak, yürümek, mücadele etmek risk ister. Kaybetmeyi göze almak ister.

Bir insanın düştüğü yerden kalkması, dışarıdan izleyen için saniyelik bir görüntüdür. Ama o düşüşün içinde kırılan hayaller, yıkılan umutlar vardır. İşte bunu bilmeden konuşmak, en büyük kolaycılıktır.

Hayatın en zor anlarında yanında olmayanların, en rahat anında fikir vermesi kadar acı bir şey yoktur. Çünkü insan, yokluğun ağırlığını unutmaz. Yokluk, en ağır izdir. Ve o izi taşıyan, başkasının nasihatini yük gibi hisseder.

Hariçten gazel okumak, empati yoksunluğudur. Karşındakinin gözünden bakmadan, kendi pencerenden hüküm vermektir. Oysa her pencerenin manzarası farklıdır. Kimi denize bakar, kimi duvara.

Bir insanın sabrını ölçmek için onun geçtiği yollardan yürümek gerekir. Ama çoğu insan yürümeyi değil, yorum yapmayı seçer. Çünkü yürümek yorucudur. Yorum yapmak kolay.

Dünyanın en kolay işidir çünkü kaybetme ihtimali yoktur. Risk almazsın, yanılmazsın, yanıldığında bedel ödemezsin. Ama hayat, tribünde oturanlara değil, sahaya inenlere ağırdır.

Bir gün gerçekten yanarsan anlarsın. Bir gün gerçekten özlersen anlarsın. Bir gün gerçekten kaybedersen anlarsın. O zaman susmanın ne kadar değerli olduğunu fark edersin.

Hariçten gazel okumak, insanın kendini güçlü hissetme yöntemidir çoğu zaman. Başkasının eksiklerini göstererek kendi boşluğunu kapatmaya çalışır. Ama güçlü insan, başkasını küçültmez. Güçlü insan, yanında durur.

Yargı dağıtanların çoğu, yargılanmaktan korkar. Çünkü eleştirmek, kalkan gibidir. Seni görünmez yapar. Ama görünmez olmak, var olmak değildir.

En acı olan şudur: İnsan en çok en yakınından duyduğu hariçten gazele kırılır. Yabancının sözü can yakmaz. Ama dostun, sevdiğin, güvendiğin biri anlamadan konuşursa, işte o zaman kelimeler kurşun olur.

Her insanın bir savaş alanı vardır. Kimi ailesiyle, kimi parayla, kimi hastalıkla, kimi kendi içiyle savaşır. Ve hiçbir savaş, dışarıdan bakıldığı kadar basit değildir.

Bazen susmak, en büyük asalettir. Çünkü her şeyi bilsen bile konuşmamak bir erdemdir. Ama herkes erdemli olamaz. Bazıları için konuşmak, var olmanın tek yoludur.

Hariçten gazel okuyanlar, genelde en az yara almış olanlardır. Çünkü yara alan insan bilir; her söz bir iz bırakır. O yüzden ölçer, tartar, düşünür. Ama yara almamış olan, kelimeleri hoyratça savurur.

Hayat bir imtihandır derler. Ama kimse kimsenin sorusunu çözemez. Herkes kendi kâğıdından sorumludur. Sen başkasının sınavına bakıp yorum yaparken, kendi sınavını boş bırakıyor olabilirsin.

En büyük yanılgı şudur: “Ben olsam yapardım.”
Hayır, sen o değilsin. Onun şartlarında değilsin. Onun yükünü taşımıyorsun. O yüzden “Ben olsam” demek, en büyük haksızlıktır.

Dünyanın en kolay işidir hariçten gazel okumak. Çünkü acıyı paylaşmazsın, sadece tarif edersin. Mücadeleyi yaşamazsın, sadece eleştirirsin. Kaybetmezsin, sadece yargılarsın.

Ama hayat, bir gün herkesi sahaya indirir. O zaman tribün sessizleşir. O zaman konuşanlar susar. Çünkü gerçek, insanı olgunlaştırır.

Ve en sonunda şunu anlarsın:
İnsan, yaşamadığı hiçbir şeyi tam olarak anlayamaz. Anlamadan konuşmak ise sadece gürültüdür.

Belki de bu yüzden en kıymetli insanlar, az konuşanlardır. Çünkü onlar bilir; her söz bir sorumluluktur. Her yorum bir yüktür. Her hüküm bir vebaldir.

Hariçten gazel okumak kolaydır. Ama gerçekten yanında olmak zordur.
Dinlemek zordur.
Anlamaya çalışmak zordur.
Yargılamadan sevmek zordur.

Kolay olanı herkes yapar. Zor olanı karakteri olan yapar.

Ve unutma:
Bir gün sen de anlatacak bir hikâye taşıyacaksın. O gün biri dışarıdan konuşursa, bugün söylediklerini hatırlayacaksın.

O yüzden bazen en doğru cümle şudur:
“Bilmiyorum… Ama yanındayım.”

Çünkü dünya yargılayanlardan değil, anlayanlardan güzelleşir.