İnsanların Birçoğu Nezaket Kuralı Gereği Ağzı Doluyken Konuşmazlar
İnsanların Birçoğu Nezaket Kuralı Gereği Ağzı Doluyken Konuşmazlar, Fakat Kafaları Boşken Konuşmaktan Hiç Çekinmezler
Toplum içinde bize küçük yaşlardan itibaren bazı görgü kuralları öğretilir. Masada otururken nasıl davranacağımız, nasıl konuşacağımız, başkalarına nasıl saygı göstereceğimiz anlatılır. Bunlardan biri de çok bilinen bir kuraldır: “Ağzın doluyken konuşma.” Çünkü bu, nezaketin ve saygının bir göstergesi olarak kabul edilir.
Fakat hayatın içinde büyüdükçe insan başka bir gerçeği fark eder. Birçok kişi gerçekten ağzı doluyken konuşmamaya dikkat eder; ama kafası boşken konuşmaktan hiç çekinmez. Yani sözün nezaketi korunur, fakat düşüncenin derinliği çoğu zaman ihmal edilir.
Oysa konuşmak sadece kelimeleri ardı ardına sıralamak değildir. Konuşmak; düşünmek, anlamak, tartmak ve sonra söz söylemektir. Çünkü insanın ağzından çıkan her söz, onun karakterini, bilgisini ve bakış açısını yansıtır. Düşünmeden konuşulan sözler ise çoğu zaman kırıcı olur, yanlış anlaşılır ya da sadece gürültüden ibaret kalır.
Bilgeliğin en önemli işaretlerinden biri de gerektiği yerde konuşmak, gerektiği yerde susabilmektir. İnsan bazen susarak çok daha güçlü bir mesaj verir. Çünkü boş sözler çoğaldıkça anlam azalır, fakat ölçülü ve düşünülmüş sözler her zaman daha değerli olur.
Bugün dünyada konuşan insan sayısı çoktur; fakat gerçekten düşünen, sorgulayan ve sözünün sorumluluğunu taşıyan insan sayısı o kadar da fazla değildir. Bu yüzden bazen bir kişinin ne kadar konuştuğundan çok, ne söylediğine ve neden söylediğine bakmak gerekir.
Belki de asıl nezaket kuralı yalnızca ağzımız doluyken susmak değildir. Asıl incelik, aklımız dolu değilken de konuşmaktan kaçınabilmektir. Çünkü gerçek saygı sadece sofrada değil, düşüncede ve sözde de kendini gösterir.