Üstünü Çizmeniz Gereken Şeylerde Kalemle İnatlaşmayın

Üstünü Çizmeniz Gereken Şeylerde Kalemle İnatlaşmayın Her şeyi düzeltmeye, herkesi anlamaya, her yarımı tamamlamaya çalışırken kendini unutanlara bir durak… Üstünü çizmenin vazgeçmek değil; kendine saygı, cesaret ve olgunluk olduğunu hatırlatan bir iç yolculuk. Kalemle inatlaşanlara, çizginin huzurunu fısıldayan bir metin.

Üstünü Çizmeniz Gereken Şeylerde Kalemle İnatlaşmayın
Üstünü Çizmeniz Gereken Şeylerde Kalemle İnatlaşmayın

Üstünü Çizmeniz Gereken Şeylerde Kalemle İnatlaşmayın

Hayat bazen önümüze bir defter gibi açılır. Sayfaları tertemiz, satırları boş, köşeleri umutla kıvrılmıştır. Elimize de bir kalem verir: yazmamız, çizmemiz, karar vermemiz için. Fakat çoğu zaman bize öğretilen şey yazmak olur; silmek değil. Eklemek olur; vazgeçmek değil. Oysa hayatın en büyük bilgeliği, üstünü çizmen gereken yerde kalemle inatlaşmamayı öğrenmektir.

Bu yazı, yanlış yazılmış cümleleri güzelleştirmeye çalışmaktan yorulanlar için… Olmayan bir anlamı varmış gibi davranmaktan vazgeçmek isteyenler için… Kalemi bırakıp, çizginin gücünü fark edenler için.

Kalem Ne Zaman Yanılır?

Kalem; niyetle, hevesle, umutla hareket eder. Yazarken “belki” der, “düzelir” der, “bir şans daha” der. Kalem hep devamdan yanadır. Çünkü kalem için boşluk korkutucudur. O boşlukta belirsizlik vardır. İnsan zihni de kalem gibidir; eksik olanı tamamlamak ister, yarım kalan cümleyi bitirmek ister.

Ama hayat her zaman tamamlanmak istemez. Bazı cümleler yanlış başlamıştır. Bazı satırlar baştan hatalıdır. İşte tam da burada kalem yanılır. Çünkü düzeltmeye çalıştığın şey, düzelmeyecek olandır.

Bir ilişkide, bir işte, bir dostlukta ya da bir hayalde… Kalemle üzerine gittiğin her şey, seni biraz daha yorar. Oysa çizgi nettir. Açıklama yapmaz. Israr etmez. Sadece der ki: “Buraya kadar.”

Üstünü Çizmek Vazgeçmek Değildir

Toplum bize vazgeçmenin zayıflık olduğunu öğretti. “Savaş,” dedi. “Dayan,” dedi. “Sabret,” dedi. Ama kimse şunu öğretmedi: Yanlışta ısrar etmek, en ağır yüktür.

Üstünü çizmek; pes etmek değildir. Bilgeliktir. Kendine saygıdır. Zamanını ve kalbini korumaktır. Herkese ve her şeye yetişmeye çalışırken en çok kendini ihmal ettiğini fark etmektir.

Bazen bir insanın hayatındaki en büyük dönüm noktası, kalemi bırakıp çizgi çektiği andır. Çünkü o an şunu söyler: “Ben artık kendime rağmen devam etmeyeceğim.”

İnat Kalemin Özelliğidir, Hayatın Değil

Kalem inat eder. Aynı kelimeyi defalarca yazar. Aynı yanlışı farklı cümlelerle süsler. “Belki bu sefer olur,” diye fısıldar. Ama hayat, inadı sevmez. Hayat netliği sever. Sınırları sever. Gerçeği sever.

Bir şey seni sürekli incitiyorsa, yormuyorsa ama tüketiyorsa; orada kalemle inatlaşıyorsundur. Bir ilişki seni her seferinde aynı yerden yaralıyorsa, sen hâlâ aynı kelimeyi yazıyorsundur. Oysa üstünü çizmek, kendine merhem olmaktır.

Yanlış Satırları Temize Çekemezsin

İnsan bazen şuna inanmak ister: “Biraz daha uğraşırsam düzelir.” Ama bazı satırlar temize çekilmez. Çünkü mürekkebi baştan bozuktur. Niyet eksiktir. Saygı yoktur. Değer yoktur.

Bir insan seni anlamıyorsa, kendini daha çok anlatarak çözemezsin. Bir yer seni kabul etmiyorsa, daha çok çabalayarak ait olamazsın. Bir hayal sana iyi gelmiyorsa, onu süsleyerek gerçeğe dönüştüremezsin.

İşte tam bu noktada çizgi devreye girer. Sessizdir ama güçlüdür. Drama yapmaz. Açıklama istemez. Sadece bitirir.

Çizgi Cesaret İster

Kalem umut verir; çizgi cesaret ister. Çünkü çizgiyle birlikte boşluk gelir. Bilinmezlik gelir. “Şimdi ne olacak?” sorusu gelir.

Ama şunu unutma: Boş sayfa, yanlış dolu bir sayfadan daha değerlidir. Çünkü boşluk ihtimaldir. Yanlış ise yük.

Çizgi çektiğin yerde hayat sana yeni bir alan açar. Yeni kelimeler için, yeni insanlar için, yeni başlangıçlar için. Ama bunun olabilmesi için önce eskisini kapatman gerekir.

Kendine Karşı Kalem Olma

İnsan çoğu zaman başkalarına karşı çizgi çekebilir ama kendine gelince kalem olur. Kendi sınırlarını yazar, siler, tekrar yazar. Kendi ihtiyaçlarını erteler. Kendi yorgunluğunu görmezden gelir.

Oysa en çok üstünü çizmen gereken şey, kendini tüketen alışkanlıklardır. Sürekli açıklama yapma ihtiyacı… Herkesi memnun etmeye çalışma… Hak etmediği halde herkese ikinci şans verme…

Kendine karşı kalem olmayı bıraktığında, hayat sana daha nazik davranmaya başlar.

Üstünü Çizmek Bir Son Değil, Düzeltmedir

Çizgi çektiğinde her şey bitmez. Aksine, doğru yerden başlar. Çünkü artık ne istemediğini biliyorsundur. Bu, ne istediğini bulmanın yarısıdır.

Hayatta ilerlemek, her satırı doldurmak değildir. Bazı satırları bilinçli olarak boş bırakmaktır. Bazı isimlerin üstünü çizmektir. Bazı hayallerin artık sana ait olmadığını kabul etmektir.

Kalemle inatlaşmak kolaydır; çünkü umut taşır. Ama çizgi çekmek olgunluk ister. Kendini tanımayı, sınır koymayı, kaybetmeyi göze almayı ister.

Eğer bir gün elin kaleme gidiyor ama kalbin yoruluyorsa, dur. Derin bir nefes al. Ve kendine şunu sor:

“Bunu gerçekten yazmalı mıyım, yoksa artık üstünü çizmenin vakti mi?”

Unutma: Hayat defterinde en temiz sayfalar, cesurca çizgi çekilmiş olanlardan sonra gelir.