İsmail TÜRÜT | Rize | Şarkı sözleri
İsmail Türüt tarafından seslendirilen “Rize” türküsü, sadece bir memleket şarkısı değil; Karadeniz insanının ruhunu, doğasını, kültürünü, samimiyetini ve yaşanmışlıklarını anlatan çok güçlü bir memleket ağıdı ve övgüsüdür. Şarkının her kıtasında Rize’nin ayrı bir güzelliği, ayrı bir karakteri ve ayrı bir hatırası hissediliyor.
İsmail TÜRÜT | Rize | Şarkı sözleri
Her bölgenin her İlin
Bildiği yerdir Rize
Dağları akan selin
Deldiği yerdir Rize
Kimi doğdu Tonya’ya
Kimi doğdu Konya’ya
İsmail’in dünyaya
Geldiği yerdir Rize
Haksızmıyım haklımı
Demem gizli saklımı
Güzellerin aklımı
Aldığı yerdir Rize
Tulumla girer meşke
Aşka gelirler aşka
Kemençenin bambaşka
Çaldığı yerdir Rize
Tam demlensin şöyle tam
Tadına doymaz adam
Çayının dünyaya nam
Saldığı yerdir Rize
Erkeğinin kızının
Değeri var sözünün
Siyasetten yüzünün
Güldüğü yerdir Rize
Ayder Anzer çam orman
Çiçekler harman harman
Balların derde derman
Olduğu yerdir Rize
Türüt der yanık yanık
Ambarlık buna tanık
Ozan Arif’in konuk
Kaldığı yerdir Rize
Şarkının en samimi yanlarından biri de memleket sevgisini abartısız ama içten bir şekilde anlatmasıdır. “İsmail’in dünyaya geldiği yerdir Rize” sözü aslında sanatçının memleketine duyduğu gururu gösteriyor. İnsan doğduğu toprağı hiçbir zaman unutamaz. Hele Karadeniz insanı için memleket sadece yaşanılan yer değil; özlem, hatıra, aile ve kimliktir. Gurbette yaşayan Rizeliler bu şarkıyı dinlediğinde içlerinin titremesi boşuna değildir. Çünkü bu türkü, insanın çocukluğunu, yaylalarını, eski günlerini ve kaybettiklerini hatırlatıyor.
“Tulumla girer meşke, aşka gelirler aşka” sözleri ise Karadeniz kültürünün ne kadar canlı ve coşkulu olduğunu gösteriyor. Karadeniz müziğinde tulum ve kemençe sadece enstrüman değildir; insanların duygularını anlatma biçimidir. Bir horon başladığında insanların içindeki bütün dertleri unutup aynı ritimde birleşmesi, Karadeniz ruhunun en güzel örneklerinden biridir. Şarkıda geçen “Kemençenin bambaşka çaldığı yerdir Rize” dizesi de bunu anlatıyor. Çünkü Karadeniz kemençesi başka hiçbir yörenin müziğine benzemez; içinde hüzün de vardır, neşe de vardır, asi bir ruh da vardır.
Şarkının en güçlü bölümlerinden biri de çaya yapılan göndermedir. “Çayının dünyaya nam saldığı yerdir Rize” sözü, Rize’nin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Çay, Karadeniz insanının emeğidir. Yağmur altında çalışan insanların alın teridir. Bu yüzden Rize’de çay sadece bir içecek değil; hayatın kendisidir. Sabah başlayan çay sohbetleri, dostluklar, aile bağları ve misafirperverlik Karadeniz kültürünün temelidir. Bu şarkı bunları birkaç satırda bile çok derin hissettirebiliyor.
“Ayder Anzer çam orman” kısmı ise Rize’nin doğal güzelliklerini adeta göz önüne getiriyor. Ayder Yaylası ve Anzer Yaylası gibi yerler Karadeniz’in cennet köşeleri olarak bilinir. Sislerin arasında kalan yaylalar, çam kokuları, şelaleler ve doğanın huzuru şarkının sözlerinde çok güçlü şekilde hissediliyor. “Balların derde derman olduğu yerdir Rize” dizesi de Anzer balının ününe gönderme yaparken aynı zamanda doğanın şifa veren tarafını anlatıyor.
Türkünün sonunda geçen Ozan Arif göndermesi ise Karadeniz kültüründeki dostluk ve vefa duygusunu gösteriyor. Bu bölüm, sadece bir şehir anlatımı değil; aynı zamanda geçmişe, dostluklara ve hatıralara duyulan saygıyı da taşıyor. İsmail Türüt’ün yanık sesiyle birleşince şarkı daha da etkileyici bir hale geliyor. Çünkü Karadeniz türküleri çoğu zaman insanın kalbine doğrudan dokunur; yapmacık değil, gerçek duygular taşır.
Bu eser genel olarak değerlendirildiğinde; memleket sevgisini, Karadeniz kültürünü, doğanın güzelliğini, insan sıcaklığını ve geçmişe duyulan özlemi aynı anda hissettiren çok özel bir türkü olmuş. Şarkıyı dinleyen kişi ister Rizeli olsun ister olmasın, kendisini Karadeniz’in yağmurlu yollarında yürüyormuş gibi hissediyor. Özellikle gurbette yaşayan insanlar için bu türkü sadece bir müzik değil; memlekete açılan duygusal bir kapıdır. İçinde hasret vardır, gurur vardır, sevda vardır ve en önemlisi samimiyet vardır. Bu yüzden “Rize” türküsü yıllar geçse de unutulmayacak, Karadeniz’in ruhunu yaşatmaya devam edecek eserlerden biri olarak kalacaktır.