Karataş’ın seslendirdiği “İkimizi de Vurun” türküsü
Karataş’ın seslendirdiği “İkimizi de Vurun” türküsü, Karadeniz’in hırçın coğrafyasını, asi ruhunu ve imkânsız bir aşkın iç yakıcı hikâyesini bir araya getiren son derece güçlü bir eserdir. Bu türkü yalnızca bir sevda hikâyesi anlatmaz; aynı zamanda Karadeniz insanının karakterini, yaşam biçimini, geleneklerini, asi duruşunu ve duygularını da satır aralarında hissettirir. Türkü boyunca kullanılan her kelime, her yöresel ifade ve her metafor dinleyiciyi Karadeniz’in sisli yaylalarına, horon seslerinin yankılandığı köylere ve deniz kokulu dağ yollarına götürür.
Karataş - İkimizi de Vurun şarkı sözleri
İkimizi de vurun... Kamamın oluğunu yaptırmışım Tonya’da;
Demiş "Göndersin onu, mendilim kaldı onda."
Köprüden geçeyiken kaydım da düştüm suya,
Şalpazarı gençleri vurmuşlar beni güya,
Ağasar’da horonda atmışlar bana güya...
Al bohçanı kop evden, yolları sardı duman;
Dedi: "Senin huyların aynı Bicoğun Osman."
Dedi ki: "Demeklerin aynı Bicoğun Osman."
Çalın bir yanık gayda, silahımı getirin; Bizi ayıracaklar,
ikimizi de vurun! Bizi kavuşturmazlar, ikimizi de vurun...
Kapılarında sildim yüreğimin tozunu;
Gece çöktü, kaldırdım silahın horozunu.
Taş attım, ıslık ettim; yar duymadı sesimi,
Sürmene çakısıyla açtım penceresini.
Yonca boylu Çepni kızı, dolaşırım peşine;
Dedi: "Gel kaçır beni, girdim on sekizime."
Biz kaçtık Görele’ye dağlardan geze geze,
Meğer on beşindeymiş, aldı bizi müfreze.
Müfreze başı dedi: "Zindanda çok yatarsın."
Haber verin dayıma, gelsin beni kurtarsın.
Yaylalarda gömülmüş Bicoğun kemençesi,
Aynı mavzere benzer o kemençenin sesi,
Parabelluma benzer o kemençenin sesi...